Site İçi Arama


Gönderen Konu: Mesleki Gelişim Dersi Modülleri Modül İçerikleri 2012-2013  (Okunma sayısı 42186 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Acemi Üye
  • *
  • İleti: 2
  • PUANIM: +1/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Teknik öğretmenler sitesi
    • Profili Görüntüle
  • Branş: Meslek Lisesi Öğrencisi
BİLGİYE ULAŞMA YOLU VE VERİ TOPLAMA modülünü nerden bulabilirim ? Lütfen yardım edin konu anlatmam gerekiyor.

  • Bölüm Sorumlusu
  • *****
  • İleti: 301
  • PUANIM: +29/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Gidiyorum gündüz gece...
    • Profili Görüntüle
  • Branş: Mobilya ve İç Mekan Tasarımı
Linkleri görebilmek için ÜYE Ol Ya da GİRİŞ YAP
BİLGİYE ULAŞMA YOLU VE VERİ TOPLAMA modülünü nerden bulabilirim ? Lütfen yardım edin konu anlatmam gerekiyor.

Bu modül ortada yok konu içerikleri tek tek  araştırmak gerekiyor.

Etikilil öğrenme yöntekleri ile ilgili Linkleri görebilmek için ÜYE Ol Ya da GİRİŞ YAP
Öğrenme nedir?Öğrenme ilkeleriyleLinkleri görebilmek için ÜYE Ol Ya da GİRİŞ YAP

Bütün modüllerin verilmesi bu dersin içeriğini hayli arttırmış durumda... iki saatlik bir desr için bu içerikler çok fazla... Yetiştirmekte güçlük çekiyoruz... Hangi mantıkla bütün modülleri zorunlu kılmışlar anlamadım...
Güzel düşünen güzel görür.


Paylaşmak mutluluk verir.

:Mesleklisesi.net | Meslek Liseliler | Meslek Lisesi Bölümleri | Meslek Öğretmenleri | Teknik Öğretmen |:

Google Reklamları






Paylaşmak güzeldir




  • Bölüm Sorumlusu
  • *****
  • İleti: 301
  • PUANIM: +29/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Gidiyorum gündüz gece...
    • Profili Görüntüle
  • Branş: Mobilya ve İç Mekan Tasarımı
Bu da araştırma teknikleri Linkleri görebilmek için ÜYE Ol Ya da GİRİŞ YAP slayt...Seminer sunusu... Bu konu ile ilgili birçok başlığı bünyesinde barındıran bir pps-ppt
Güzel düşünen güzel görür.


Paylaşmak mutluluk verir.

  • Acemi Üye
  • *
  • İleti: 1
  • PUANIM: +0/-0
  • Teknik öğretmenler sitesi
    • Profili Görüntüle
  • Branş: Çocuk Gelişimi Ve Eğitimi
çok teşekkürler :al

  • Bölüm Sorumlusu
  • *****
  • İleti: 301
  • PUANIM: +29/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Gidiyorum gündüz gece...
    • Profili Görüntüle
  • Branş: Mobilya ve İç Mekan Tasarımı
1.1. Bilim ve Bilimsel Bilgi
Bu başlık altında anlatılanlar çok genel anlamda bilimsel bilgi ve bilimin tarihsel süreç
içerisindeki kısa gelişimini aktararak, öğrenme merakını artırmak ve bilimin gelişim sürecine
ilgi uyandırmak amacıyla dile getirilmiştir.
İnsanoğlu varolalı beri üzerinde yaşadığı dünyayı, çevresini kuşatan evreni ve hayatı
anlamlandırma çabası içerisinde olmuştur. Varlığı anlama ve yaşamı anlamlandırma çabası
insanoğlunun yeryüzündeki serüvenini şekillendiren en temel etken olmuştur. Yeryüzünde
yaşamını kolaylaştırma, geçmişi ve geleceği anlamlandırma çabası içersinde olan insan
sürekli öğrenmeye ve bilgi edinmeye gayret etmiştir.
Bu gayret sonucudur ki, insanlığa ait bilgi birikimi bin yılları bulan bir dönemden
geçmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. İnsanlığa ait olan bu bilgi mirasında her millet kendi
özelliklerine göre pay sahibi olmuş ve mirasın gelişimine katkıda bulunmuştur.
İnsanlığa ait bilgi mirasına medeniyet diyecek olursak, tarihsel süreç içerisinde şu
tespiti yapabiliriz. Medeniyet bir bayrak yarışı gibidir. Bayrak yarışlarında bir koşucu
bayrağı alır, belirli bir mesafe gittikten sonra bir başkasına devreder ve yarış böylece sürer.
Medeniyet yarışı da buna benzer. Dünya üzerindeki bilgi mirası bir toplumun elinde
şekillenir, belli bir dönem gelişir ve zamanı gelince bir başka topluluğun eline geçer, o
toplum da gelişir ve yine devredilir. Bu böyle devam edip gider. Burada, anlatılan
dünyamızın gerçeğidir. Bilgi bir dönem Hint ve Çin’de, bir dönem Arabistan ve Mısır’da, bir
dönem Türklerde en yüksek devrini yaşamış ve bayrak başka toplumlara teslim edilmiştir.
Bu insanlık mirasında Asteklerden Babil’e, Sümerlerden Perslere Yunan’dan Roma’ya ve
daha sayamadığımız birçok topluluğa ait katkılar bulunmaktadır.


Şu anda dünya üzerinde bu medeniyetin taşıyıcısı durumunda olan topluluk ise batı
adını verdiğimiz milletler grubudur.
Batı insanlığa ait bilgi mirasını esasen 16. yüzyıllarda eline almış ve bugünlere kadar
taşımıştır. Bir gün onlarda bayrağı bir başka medeniyete teslim edeceklerdir.
Batının elinde şekillenen bilgi medeniyetine en genel anlamda pozitif bilim
denmektedir. Pozitif bilimin kökleri doğal olarak
çok eskilere dayansa da Avrupa da gelişimi
Galileo ile başlatılabilir. Galileo yaptığı
araştırmalarla insanlığa yeni ipuçları sunmuş ve
dünya üzerinde çok ciddi değişimlere sebep
olacak bilgi sürecini başlatmıştır. Galileo’nun
bulduğu eylemsizlik kuramı batılıların tasavvur
ettikleri evren anlayışını kökten değiştirmiş ve
batıda ciddi bir zihinsel değişimin temellerini
atmıştır. Eylemsizlik kavramıyla yola çıkan
Galileo dünyanın dönebileceğini anlamış ve
bunu bir iddia olarak ortaya atmıştır. O zamana
kadar dünyayı evrenin en altında duran sabit bir
yer olarak düşünen batılı zihniyeti bu bulguyla
ciddi sarsıntılara maruz kalmış ve hatta bu
büyük bilim adamını engizisyon mahkemelerinde yargılayarak idamını istemişlerdir. Galileo
da baskılar karşısında geri adım atarak dünyanın döndüğü iddiasından vaz geçmiştir.
Dünyanın dönüyor olmasının Avrupa’da bu kadar ciddi etkiler yapmasını anlamak
bizim medeniyetimiz için zordur. Çünkü bizdeki evren anlayışı batıdakine benzemez.
Galileo’nun engizisyonda yargılandığı dönemlerde bizler zaten Dünyanın döndüğünü biliyor
ve hatta yıldızların ve Güneşin hareketlerini tesbit etmeye çalışıyorduk. Bu yüzden bu bilgi
bizim için yeni değildi.
Aynı zamanda bizi etkilememesinin bir diğer nedeni ise bizdeki dini anlayışın
Hıristiyanlıktan farklı olmasıydı. Bizdeki dini anlayış belirli bir evren tipini zorunlu
tutmuyordu. Hıristiyan inanışına göre dünya evrenin en alt katıydı ve zaten aşağılık olan
insan burada yaşıyordu. Evrenin en üstünde ise tanrı bulunuyordu ve tanrı ile insanın
arasında bulunan diğer katlarda yüce insanlar yani rahipler ve ruhban sınıfı bulunuyordu. Bu
sınıf insanla tanrı arasında aracılık vazifesini yerine getiriyor ve tanrının isteklerini insana,
insanın isteklerini ise tanrıya iletmekle görevli bulunuyorlardı. İşte bu dini inanıştan
dolayıdır ki, Galileo’nun ortaya attığı düşünceler Avrupa’da ciddi sarsıntılara yol açmış ve
bilim kiliseyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Kendi kutsal konumlarını kaybetmek
istemeyen ruhban sınıfı bu yeni görüşlere karşı mücadele etmiştir.
Galileo’nun bulgularıyla beslenen yeni fizik anlayışı Nevton’la en kusursuz dönemine
ulaşmıştır. Nevton’un bulgularıyla insanlar artık evreni tamamen çözebileceklerine ve hatta
ele geçirebileceklerine inanmışlardır. Nevton’un kurduğu mekanik fizik anlayışı şunu
gerektiriyordu. Eğer biz nedenleri bilirsek her şeyin çözümüne ulaşabilir ve evrenin bütün
sırlarını çözebiliriz. Bu fizik anlayışıyla yanılmaz ve kesin doğruların varlığına ve evrenin
tüm sırlarının çözülebileceğine inanılmaya başlanmıştır.
Resim 1: Galileo ve Engizisyon

İşte dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir zaman değişmeyecek kesin ve yanılmaz
doğruların elde edilebileceğini iddia eden bu bilim görüşüne pozitif bilim denmiştir.
İnsanlık pozitif bilimin verdiği inançla evrenin bütün sırlarını çözebileceğini
düşünmüş, geçmiş ve geleceğe dair tüm sırların insan aklı ve çabasıyla elde edilebileceğine
inanmıştır.
Bugün hala bilime dair birçok tanımlama ve tespit bu pozitif bilim inancına bağlı
olarak ortaya konmakta ve anlatılmaya çalışılmaktadır.
Pozitif bilim inancı içerisinde bilim çeşitli özelliklerle tanımlanır. Bu özellikler
şunlardır:
Nesneldir; bilimin bulguları kişisel görüş ve beğenilerden uzaktır. Herkes tarafından
ortak olarak gözlemlenebilecek ve değerlendirilebilecek doğruları içerir.
Mantıksaldır; bilimin bulguları akla ters düşmez.
Genelleyicidir; bilimin bulguları aynı durumdaki tüm olaylar için geçerlidir. Bulgular
bütünü içerir.
Sağlam ve değişmez gerçeklerdir; bilimsel bilgiyle elde edilen veriler zaman
içerisinde değişmez. Tutarlı ve kalıcıdır.
Bilime yönelik bu tür özellikler uzun bir süre varlığını ve inandırıcılığını korumuştur.
Bahsedilen bu özellikler pozitif bilim görüşünün bir sonucu ve çıkarımlarıdır.
Pozitif bilim ise yerini 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında daha farklı ve
değişik görüşlere bırakmıştır. Pozitif bilim inancındaki en köklü değişimi Einstein ve Maks
Plank yapmıştır. Bu iki büyük bilim adamı pozitif bilimin evreni çözeceği ve değişmez
doğruları bulabileceği inancını değiştirmişlerdir. Einstein’in Rölativitesi ve Maks Plank’ın
Kuantum Fiziği insanlığın bilim anlayışını farklı bir yöne kaydırmıştır. Bu bilim adamlarının
bulgularından sonra bilimin tarafsız ve nesnel olmadığı düşünülmeye başlanmıştır.
Bilimsel bilgide objektifliğin değil subjektifliğin var olduğu, kesinliğin değil olasılığın
kendisini gösterdiğini bu bilim adamları ortaya koymuşlardır. Bu nedenle pozitif bilim 20.
yüzyılın ilk yarısından sonra yerini modern bilime bırakmış ve bu anlayışta da ciddi
değişimler meydana getirmiştir.
Örneğin Einstein; insanın evreni çözemeyeceğini sadece onu yorumlayabileceğini ileri
sürmüştür. Yani insanın yapabileceği evrenin sırlarını çözebileceğini değil, onu belli bir
zaman ve durum aralığı içerisinde kendisine göre yorumlayabileceğini dile getirmiştir.
Maks Plank ise yapılan bilimsel çalışmalarda kesinliğin değil ihtimallerin ve ihtimal
hesaplarının esas olduğunu ortaya koymuştur.
Bu iki görüş pozitif bilimi tamamen ortadan kaldırmamıştır.

Bu bilim adamlarının bulgularından sonra şu ortaya çıkmıştır. Kesin doğrular olarak
adlandırılan bilimsel bilgiler normal boyuttaki durumlar için geçerlidir. Makro ve mikro
düzeydeki bilimsel araştırmalarda kesinlik ve nesnellik yoktur. Tam aksine bu düzeydeki
araştırmalarda kişisellik ve olasılık esastır.
Örneğin atom parçalanarak atom altı dünya incelendiğinde hem bilim adamının kişisel
tercihleri deney ve gözlemi etkilemektedir ve hem de bulduğu veriler kesin doğru olmaktan
uzak sadece doğru olma ihtimali olan bilgiler durumuna düşmektedir.
Einstein ve Maks Plank’la bilim dünyasına kazandırılan en temel iki özellik bilimde
makro ve mikro düzeylerde nesnelliğin ve kesinliğin olamayacağıdır.
Mesela atom altı dünyasını incelerken nesnelliğin ve kesinliğin olamayacağına dair
küçük bir örneği burada ele alalım.
Normal bir termometreyle bir oda sıcaklığı ölçüldüğünde elde edilen bilgi kesin gibi
gözükebilir. Oda sıcaklığı ölçülürken termometredeki ıssı odaya geçecektir fakat bu ısı çok
düşük olduğundan odanın sıcaklığının ölçümüne ciddi bir etki yapmayacaktır ve yaptığımız
ölçüm doğru olarak düşünülecektir. Fakat aynı ölçümü elektron ve protonlar düzeyinde
yaptığımızda kullanacağımız ölçüm aleti ne kadar küçük olursa olsun sonucu çok büyük
oranda etkileyecektir. Elektronlar çok küçük parçacıklar olduğu için ısıyı ölçmek amacıyla
kullanacağımız herhangi bir ölçüm aracı sonucu çok büyük oranda değiştirecektir. Bu oda
sıcaklığını kitaplık kadar büyük bir termometreyle ölçmeye benzeyecektir ki sonuç asla
kesine yakın olmayacaktır. Çünkü kitaplık kadar büyük olan bir termometrenin sıcaklığı ister
istemez oda sıcaklığını büyük ölçüde değiştirecektir.
Maks Plank ve Einstein’le başlayan bilimsel bilgideki bu değişim bugün daha
inanılmaz düzeylere varmıştır. Post modern yaklaşım tabiri altında toplanabilecek bu anlayış
değişimleri bilimsel bilginin doğruluk, değişmezlik, nesnellik gibi özelliklerini ciddi
boyutlarda sarsıntıya uğratacak düzeylere erişmiştir. Bu nedenle bilimsel bilginin gelişimi
ciddi emek ve gayret sarfedilerek araştırılması ve öğrenilmesi gereken bir konu olarak
karşımıza çıkmaktadır.
1.2. Bilimsel Araştırmanın Amaç ve Çeşitleri
Araştırma; soru sorma, inceleme, değerlendirme, yorumlama ve karar verme çabasının
oluşturduğu bir öğrenme ve bilgi edinme sürecidir.
Araştırma süreci soru sorabilmekle başlar ki, bu da en temelde merak etme yeteneğini
gerektirir. Bir araştırmanın ortaya konabilmesi, yeni ve faydalı sonuçların oluşturulabilmesi
için merak şarttır.
Bilim adamını sıradan insanlardan ayıran ve onu insanlığa faydalı bir birey yapan
özelliği merakı ve merak ettiği konuların sebep ve sonuçlarını ortaya çıkarmada gösterdiği
samimi gayretidir.

Merak edilmeyen hiçbir şey sorulmaz ve sorulmayan soruların da asla cevabı olmaz.
Bu yüzden bilimsel araştırmayı başlatan temel faktör meraktır.
Merak; öğrenme isteğidir. Öğrenme isteği ve çabasını gayret ve samimiyetle
birleştirebilen ve öğrenme isteğinden vazgeçmeyen kişiler insanlığı daha iyi ve daha erdemli
zeminlere taşıyabilir.
Merak ve öğrenme arzusuyla oluşturulan bir sorunun, soru ile ilgili her türlü bilgi ve
verinin incelenip değerlendirilmesi yorumlanarak bir hükme varılması, bir bilginin ortaya
çıkarılması çabasına araştırma denir.
Bilimsel araştırma ise; yeni bilgi, yöntem veya ürünleri elde etmeye yönelik belirli bir
amacı, aşamaları ve yöntemi içeren bilgi üretme ya da derleme çabasıdır. Bilimsel
araştırmaların amaç ve yöntemleri belli bir düzenliliği gerektirir. Buna bilimsel araştırma
sistemi adı verilir ve her bilim türü kendine ait araştırma gerektirir. Tıp alanında yapılan
çalışmaların sistemi farklı gökbiliminin sistemi farklıdır.
Buna karşılık tüm bilimsel araştırmalarda gözetilen amaçlar ortaktır. Bilimsel
araştırmalar şu amaçlarla oluşturulur.
Bir sorunu çözmek: Bilimin her alanında çözüm bekleyen geliştirilmeye ve
iyileştirilmeye ihtiyaç duyan sayısız sorun vardır. Bir araştırma alanıyla ilgili herhangi bir
sorunu çözmeyi amaç edinebilir.
Yeni bir ürün ortaya koymak: Bir araştırma o ana kadar hiç ele alınmamış bir ürün, bir
bilgiyi ortaya çıkarmayı amaç edinebilir. Aynı zamanda var olan bilgi ya da ürünü
geliştirmekde bir yeniliktir. Örneğin; telefon mevcut bir üründür. Fakat geliştirilip cep
telefonu halini aldığında ortaya çıkan ürün de yenidir.
Yeni bir yöntem geliştirmek: Bir sorunun çözümünde ortaya çıkarılabilecek yeni bir
yöntem oluşturmak da bilimsel araştırmanın amaçlarındandır. Örneğin ilaç tedavisi yerine
ışın tedavisi geliştirmek bir yeni yöntem oluşturmaktır.
Faydalılık: Bilimsel araştırmanın temel amaçlarından birisi de insanlığa faydalı
olmasıdır.
Bilimsel araştırmaların ortak amaçlarının yanı sıra şu ortak niteliklerinden
bahsedilebilir.
Tarafsız ve sistemli bir süreçtir. Bir düşünceyi ya da görüşü kabul ettirmeyi değil
tanımayı ve tanımlamayı hedefler.
Bir uzmanlık işidir. Araştırma yöntem ve tekniklerinde yetişmişliği gerektirir.
Olası tüm eleştiriler karşısında tutunabilecek nitelikte olmalıdır.
Başkalarınca da tekrarlanabilir nitelikte olmalıdır.
Önemli tüm süreç ve sonuçları ile rapor edilmelidir.
Araştırmalar çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Araştırmalar; amaçları, yürütüldükleri
ortamlar ve yöntemleri açısından sınıflandırılabilir. Araştırmacı araştırmanın konusu,

nitelikleri ve veri türlerine göre uygun araştırma yöntemini belirleyebilir. Hatta araştırmanın
yapısı gereği birden fazla araştırma yöntemi aynı araştırma için kullanılabilir.
Araştırma türleri genel olarak şu şekilde sınıflandırılabilir.
Kütüphane Araştırmaları: Mevcut kaynaklardan faydalanılarak yapılan değerlendirme
nitelikli araştırmalardır.
Laboratuar Araştırmaları: Laboratuar ortamlarında gerçekleştirilebilecek deneye
dayalı teknik araştırmalardır. Fen ve teknik bilimlerde kullanılan bir araştırma yöntemidir.
Gözleme Dayalı Araştırmalar: Bazen laboratuar verilerini tamamlamak bazen de başlı
başına veri toplamak amaçlı yapılan gözleme dayalı araştırma türüdür. Çevre, tarım,
gökbilimi, madencilik vb. alanların kullandığı araştırma yöntemlerindendir.
Anket Araştırmaları: Belirli konularda kişilerin görüşlerini almak amacıyla uygulanan
araştırma yöntemidir. Anket araştırmaları alan araştırmaları olarak da adlandırılır.
Analitik Araştırmalar: Eldeki verileri kullanarak mevcut durumun veya durumun
ileride alacağı boyutun tahmin edildiği araştırma türleridir.
Araştırma - Geliştirme Araştırmaları: Ürün ve yöntem geliştirmeye yönelik
araştırmalardır.
1.3. Araştırmanın Planlanması
Araştırmaların, araştırmacının niteliklerine beklentilerine ve araştırmanın içeriğine
göre planlanmasında ayrılıklar gözlenebilir. Fakat genel olarak bir araştırmanın
planlanmasında şu aşamalar görülür.
Fikir Üretme: Her araştırma bir düşünce aşaması içerir. Araştırmacının ilgileri,
karşılaştığı güçlükler, yetenek ve kabiliyetleri, bilgi birikimi, çevre ve daha birçok etken
araştırmacıyı bir öğrenme isteğine götürebilir.
Fikir üretme süreci bir merak, ilgi ve ihtiyacın sonucunda araştırmacıda oluşan ve
çözüm gerektiren sorulardır.
Araştırma Konusunun Belirlenmesi: Araştırmacının, öğrenmek, bulmak, ortaya
çıkarmak veya geliştirmek niyetiyle oluşturduğu sorular ve merak alanlarının bir araştırma
konusuna dönüşebilmesi, fikirlerin çerçevesinin daha açık ve net olarak çizilmesini
gerektirir. Bu amaçla konuyla ilgili yapılmış çalışmalar, çalışmaların yöntem ve vardıkları
sonuçlar hakkında genel bir bilgilenme süreci gerekir. Araştırmacının sorusuyla ilgili
gerçekleştireceği bilgi edinme süreci, soruyu ya da sorunu araştırılabilir bir konu biçimine
dönüştürmesine olanak sağlayacaktır.
Bir araştırma konusu şu özellikleri taşımalıdır.
Konu yeni ve özgün olmalıdır.
Konu anlamlı ve uygulanabilir olmalıdır.
Konu bir amaç ve hipotez içermelidir.
Konu araştırmacı ve diğer kişiler için ilgi çekici olmalıdır.

Konu araştırmaya ayrılacak zaman içerisinde gerçekleştirilebilecek nitelikte olmalıdır.
Bu özellikler değerlendirilirken konunun yeni ve özgün olması, araştırmanın başkaları
için de önem taşıması açısından gerekli bir unsurdur. Aksi taktirde araştırmacı kendi
öğrenme düzeyini artırmak ve başkaları için yeni olmayan fakat kendisinin bilmediği bir
konuyu da araştırabilir.
Ciddi bir araştırmanın gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan en temel özellik
araştırmacının ilgi ve sevgisidir. Eğer bir araştırmacı herhangi bir konuyu gerçekten
inceleme isteği duyarsa o konuyla ilgili ne kadar güçlük varsa aşabilir ve yeni görüş ve
düşünceler üretebilir. Zaten büyük bilim adamlarının ayırıcı vasfı da budur. Bazen bir ömür
süren araştırmaların ve öğrenme çabalarının gerçekten insanlığın kaderini etkileyen buluşları
ortaya çıkardığı muhakkaktır. Bilim adamlarını var eden bu büyük öğrenme tutkusu
olmuştur.
Araştırma Probleminin Belirlenmesi: Araştırmacının çözmek istediği sorunun edinilen
bilgiler sonucunda netleştirilip, araştırmayı yönlendirecek şekilde düzenlenmiş halidir.
Bazen araştırmalar tek problem içermeyebilir. Gerçekleştirilen öğrenme ve düşünme süreci
konuya bağlı farklı problemlerin oluşturulmasına fırsat verebilir.
Araştırma Hipotezinin Oluşturulması: Araştırmacının oluşturduğu probleme cevap
olabileceğini düşündüğü varsayımlara hipotez denir.
Hipotez araştırmacının olabileceğini düşündüğü muhtemel cevaptır. Bu yüzden
tanımlama ya da yargı içermesi gerekir. Fakat hipotezin ille de gerçekleşeceği ve
doğruluğunun ortaya çıkarılacağı düşünülemez.
Yöntem: Belirleme Aşaması; sorunun ve hedefin belirlenmesinden sonra uygun
yöntemin belirlenmesi gerekir. Hangi verilere ihtiyaç olduğu ve bu verilerin nasıl elde
edileceği sorusuna verilen cevap araştırmanın yöntemini ortaya çıkarır.
Verilerin Toplanması, analizi ve değerlendirilmesi: Araştırma süreci anlamına da
gelen bu aşamada araştırmacı kendisini beklediği çözüme götürecek her türlü bilgiyi toplar
ve değerlendirir.
Araştırmanın Sunumu: Tamamlanan araştırmanın ne şekilde başkalarına
ulaştırılacağının ortaya konduğu aşamadır.
1.4. Araştırma Yöntemleri
1.4.1. Deneysel Araştırma Yöntemleri
Herhangi bir materyali işleme tabi tutarak veya işleme tabi tutmadan oluşturulmuş bir
ortamda değişken ve etkenlerinin denetlenebildiği, sonucun izlendiği araştırma yöntemidir.

Deneysel yöntemde amaç, incelenen olaydaki neden sonuç ilişkilerinin ortaya
çıkartılmasıdır. Bu ilişkilerin gerçek niteliğini bulabilmek için sonucu etkileyebileceği
düşünülen tüm etkenler denenebilir.
Deneysel yöntem dendiğinde laboratuvarlar akla gelse de mümkün olan tüm çevre ve
ortamlarda kullanılabilen bir yöntemdir.
1.4.2. Alan Araştırmaları
Alan araştırmaları, incelemenin incelenen varlıkların doğal ortamlarında yapılması
anlamına gelir. Laboratuvar araştırmalarından temel farkı gözlemcinin doğal ortamları
kullanmasıdır.
Deneysel araştırmalarda araştırmacı kendi kurgusunu oluşturur ve oluşturduğu ortam
içerisinde sonuçları almaya çalışır. Oysa alan araştırmalarında kişi ile incelenen değerler
arasında bir mesafe ve kurgu yoktur. Araştırmacı ortama dahil olur ve mevcut durumu
değerlendirmeyi amaçlar. Bu tip araştırmalarda bir kurgu söz konusu olmadığı için olay ve
davranışlar daha farklı biçimleri ile gözlemlenebilir. Bu da araştırmacı açısından bir
zenginlik oluşturur.
Alan araştırmalarının bir niteliği de bir araştırmacının kurduğu hipotezi
doğrulamaktan çok hipotez oluşturmaya yönelik olmalarıdır.
1.4.3. Tanıtıcı Araştırmalar
Belirli bir bilgi kümesinin ilgi duyulan bazı özelliklerini ortaya koymayı amaçlayan
araştırma türleridir. Tanıtıcı araştırmaların amacı genelde neden sonuç ilişkilerini
gözlemlemek değil durum ya da olayların genel niteliklerini belirleyebilmektir.
Bu tür araştırmalarda amaçlanan özelliklerin doğru olarak ölçümlenebilmesi ve gerçek
niteliklerin belirlenebilmesidir.
Tanıtıcı araştırmaların en bilineni monografiler ve tarihsel araştırmalardır.
Monografiler: Olay ve olguları olduğu gibi tanıtmayı amaçlayan çalışmalardır. Örnek
olay ve değişim monografileri olmak üzere iki türü vardır.
Örnek olay monografileri: Temsil niteliğine sahip tek bir kişi, kurum veya olayın ele
alınarak ayrıntılı bir biçimde tanıtılmasına yönelik çalışmalardır.
Değişim monografileri: Mevcut durumun tanıtılması yanında olayların zaman içindeki
değişimlerinin de izlenmesi amacına yönelik çalışmalardır.
Tarihsel araştırmalar: Toplumsal olayların geçmişteki durumunu incelemeye yönelik
araştırmalardır. Bu tür araştırmaların verileri oldukça fazladır. Geçmişe ait olan her bilgi bu
araştırmalar için bir veri oluşturabilir. Fosillerden antlaşmalara, silahlardan mektuplara kadar
sayısız veri söz konusudur.

1.4.4. İstatistik Araştırmaları
İstatistik biliminin tekniklerinin kullanılabileceği araştırmalardır. Bu nedenle hem fen
bilimlerinde hem de sosyal bilimlerde kullanılabilecek bir araştırma türüdür. İstatistik
araştırmaları, araştırma verilerinin sayısal nitelikte ifadesi ve istatistik yöntemlerinin
yardımıyla yorumlanması ve değerlendirilmesini içerir.

1.5. Veri Çeşitleri ve Veri Toplama Yöntemleri
Araştırmacının problemini çözmek amacıyla kullanabileceği her türlü bilgiye veri
denir. Bilgi alanlarının çokluğu ve çeşitliliğine bağlı olarak sayısız veriden söz edilebilir. Bir
atomun yörüngesinden, aile ilişkilerine, yıldız kümelerinden balık türlerine her türlü bilgi
kaynağı herhangi bir araştırma için veri olarak kullanılabilir. İnsanlar, aileler, kuruluşlar,
yayınlanmış veya yayınlanmamış belge, bulgu, dokümanlar ve doğanın kendisi araştırmacı
için veri kaynağı olabilir.
Her bilim dalı için veriler farklı olduğundan veri toplama yöntemleri de bilim dallarına
göre değişiklik arz eder. Bilim dallarını fen bilimleri ve sosyal bilimler olarak ele alırsak fen
bilimleri için veri toplama yöntemi araştırmanın niteliğine bağlı olarak yapılan deney ve
gözlemler sonucunda elde edilen bilgilerdir.
Tıp alanında deneklerin ilaca verdikleri tepkiler bir veri kümesi oluştururken, gök
bilim için yıldızlardan yayılan ışığın yeryüzüne ulaşma süreleri birer veri oluşturabilir. Aynı
yaklaşım teknik bilimler için de geçerlidir.
Sosyal bilimler açısından ise belli başlı beş tür veri toplama yöntemi vardır. Bu
yöntemler fen bilimlerinde yapılan kimi araştırmalarda da kullanılabileceği gibi sosyal
bilimlerde de bu yöntemlerin bir kaçı bir arada kullanılabilir.
Sosyal bilimlerde kullanılan veri toplama yöntemleri şunlardır.
Görüşme: Bilgi alınacak kişilerle karşılıklı konuşma yoluyla veri toplama yöntemidir.
Bu yöntemle veri toplamanın faydası bilgilerin birinci kaynaktan elde edilmesi ve
araştırmacıya daha geniş bilgi edinme imkanı sunmasıdır.

Bu tür veri toplamada görüşmecinin ve görüşülen kişilerin tutum ve tavırlarının bilgiyi
etkileme olasılığının yüksekliği dikkate alınmalıdır. Çünkü kişilerin bazen olayların ve
durumların etkisi altında kalabilir ve yorumları sonucu doğruluktan uzaklaştırabilir.
Görüşme yoluyla veri toplanırken araştırmacının konuya yönelik yeteri kadar bilgi
birikimine sahip olması ve mutlaka bir hazırlık yapması gereklidir.
Anket: Araştırmacı tarafından oluşturulan, bilgi alınacak kişilere doğrudan doğruya
okuyup cevaplandıracakları soruların hazırlanması ile yapılan bilgi edinme, veri toplama
yöntemidir.
Örnekleme: Anket ya da görüşme yönteminin uygulanmasında kullanılan bir
yöntemdir. Örnekleme bir bütünün içerisinden seçilmiş bir parçasıyla temsil edilmesidir.
İncelenen ana grubun sayısının tek tek ele alınmasının güç olduğu durumlarda örnekleme
yöntemi kullanılır. Bir araştırmanın kapsamına milyonlarca unsur girebilir. Örneğin,
Türkiye’de herhangi bir konuda halkın gösterdiği tepki ölçülmek istendiğinde tam sonuç
ancak tüm Türklerin tek tek ele alınmasıyla mümkün olur. Bu da araştırmayı imkânsız kılar.
Bu gibi durumlarda incelenecek unsurların bir bölümü ele alınır ve elde edilen sonuçlardan
genellemeye gidilir. Örnekleme için örneğin temsil yeteneğine sahip olması ve belirlenen
örnek hacminin genellemeye varabilmek için yeteri düzeyde seçilmesi şarttır.
İki tür örnekleme yöntemi vardır.
Tesadüfi örnekleme: Örnek grubu oluşturan tekil unsurların tesadüfen belirlenmesi ile
yapılan örnekleme türüdür. Tesadüfî örneklemede kıstas rasgelelik değil, deneklerden
herhangi birinin seçilme şansının eşitliğidir.
Koşullu örnekleme: Araştırmanın amacına göre deneklerin seçiminin yapıldığı,
örneklemelerdir. Bu tür örneklemelerde denek kitlesi büyük tutulduğunda bile deneklerde
aranan özellikler önceden belirlenir ve buna uygun denekler seçilir.
Gözlem: Araştırılacak unsurların doğal ortamlarındaki yapılarının incelenmesi sonucu
veri elde etme yöntemidir. Gözlemin araştırmanın amacına hizmet edecek şekilde ve
sonuçlarının değerlendirilebilecek nitelikte yapılması gerekir.
Belgesel kaynak derlemesi: Araştırmacının konusuyla ilgili mevcut kaynakların
değerlendirilmesi yoluyla veri elde etme yöntemidir. Kaynaklar denince akla yazılı eserler
gelmelidir. Bunlar; kitap, makale, gazete, belge, tutanak, anı, biyografi vb.dir.
1.6. Anket Formlarının Hazırlanması.
Herhangi bir konuda kişilerin görüşlerini almak amacıyla hazırlanmış soruların ve
muhtemel cevapların bulunduğu soru kağıdına anket denir.
Anket yöntemiyle veri toplamanın yararları şunlardır:
Bilgi edinme süresini kısaltır.
Maliyeti düşüktür.
Bilgiye doğrudan ulaşılır.
Ulaşılabilecek veri kaynağını sayısal olarak artırmak çok kolaydır.
Planlanması ve uygulanması kolaydır.
Anket yönteminin olumsuz yönleri ise şunlardır:
Uygulanan kişilerin tutum ve tavırları sonuçları etkiler.
Uygulamada bir zorunluluk içermediği için soruların cevapsız kalma olasılığı vardır.
Anketörlerin kişisel özellikleri, uygulayıcının olumlu veya olumsuz tavır almasına
neden olabilir.
Uzun süreç gerektiren anketlerde değişimleri takip etmek güçtür.
Bir anket formunda bulunması gereken kısımlar şunlardır:
Anketi yapan kişi ya da kurumun adı.
Anketin konusu.
Anketin tarihi.
Anketörün adı soyadı.
Anketi cevaplayana ait kişisel bilgiler.
Anket soruları.
Anketi yapan kişi ya da kurumun haberleşme adresi.
Anket formu hazırlanırken formun şekil itibariyle özenli hazırlanmasında fayda vardır.
Form kolayca okunabilecek ve cevaplanması olabildiğince kolay olacak türde hazırlanırsa
araştırmacının istediği sonuca ulaşması daha kolay olacaktır.
Bir anket formu hazırlanırken öncelikle anketle elde edilecek bilgilerin bir temel
amacı ortaya konmalıdır. Araştırmacının ankete koyacağı sorular bu esas amaca yönelik
olmalıdır.
Anket soruları hazırlanırken şu noktalara dikkat edilmelidir.
Soru tipi belirlenmelidir.
Soru sayısı belirlenmelidir.
Soruların sıralamasına özen gösterilmelidir.
Sorular amaca uygun seçilmelidir.
Soruların açık ve net olmasına özen gösterilmelidir.
Bilinmeyen kelimeler kullanılmamalıdır.
Anket soruları oluşturulurken araştırmacı, tutum, davranış ya da bilgi ölçmeyi
isteyebilir. Bu amaçla oluşturulacak soru tipleri şunlardır.
Kapalı uçlu sorular; soruya verilecek cevabın anketör tarafından belirlendiği
sorulardır.
Örneğin; kitap okur musunuz? Evet Hayır
Açık uçlu sorular; cevabı önceden belirlenmemiş ve anketi cevaplayan kişinin
açıklamasını gerektiren sorulardır.
Örnek, eviniz kaç odalıdır?
Çoktan seçmeli sorular, cevaplayıcının birini tercih edebileceği ikiden çok alternatifin
sunulduğu sorulardır.
Örnek; En çok sevdiğiniz ders aşağıdakilerden hangisidir?
□ Matematik □ Tarih □ Türkçe □ Fizik
- Birden çok seçenekli sorular; cevaplayanın birkaçını tercih etmesine olanak tanıyan
çok şıklı sorulardır.
Örnek; aşağıdaki derslerden hangilerine ilgi duyuyorsunuz?
Matematik □ Türkçe □ Fizik □ Kimya □ Tarih □ Resim □
Anket hazırlanırken aşağıda verilen önerilere dikkat edilmesi faydalı olacaktır.
Sorular cevaplanabilir nitelikte olmalıdır.
Ankete cevap veren kişiye sorumluluk yüklenmemelidir.
Sorularda hata olmamalıdır.
İhtiyaç duyulan bilgiler sorulmalıdır.
Soruların cevaplanması kolay olmalıdır.
Anket uygulanmadan önce sorular cevaplanarak denenmelidir.

Anket Formu Örneği
EGE ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNİN EĞİTİMDE KALİTE KAVRAMINA İLİŞKİN
GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ
Sayın öğrencimiz,
Üniversitemizdeki kalite anlayışının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla
KalDer ile işbirliği içinde kurulmuş olan Kalite Odağı Gönüllüleri olarak sizin kalite, ve
eğitimde kalite kavramlarına bakış açınızı belirlemek amacıyla aşağıdaki anket sorularını
hazırlamış bulunmaktayız. Üniversitemizde kalitenin yaratılmasında ve geliştirilmesinde önemli
katkılar sağlayacağını düşündüğümüz bu çalışmaya katıldığınız için teşekkür ederiz.
Kalite Odağı
Kalite Gönüllüleri
1) Okuduğunuz fakülte/yüksekokulu belirtiniz......................
2) Kaçıncı sınıfta okuyorsunuz?.............................................
3) Kaç yaşındasınız?....................................................
4) Cinsiyetiniz? 1) Erkek 2) Kadın
5) Lise öğreniminizi bitirdiğiniz okulun türü nedir?
1) Devlet lisesi 2) Özel lise
6) Ailenizin sosyo-ekonomik düzeyini nasıl değerlendiriyorsunuz?
1) Çok düşük 2) Düşük 3) Orta 4) Yüksek 5) Çok yüksek
7) Babanızın eğitim düzeyi nedir?
1) Okur-yazar değil 2) Okur-yazar 3) İlkokul mezunu 4) Ortaokul mezunu 5)
Lise mezunu 4) Yüksekokul/fakülte mezunu
8) Annenizin eğitim düzeyi nedir?
1) Okur-yazar değil 2) Okur-yazar 3) İlkokul mezunu 2) Ortaokul mezunu 3) Lise
mezunu 4) Yüksekokul/fakülte mezunu
9) “Kalite” kavramı sizce neyi/neleri ifade ediyor? (Birden çok seçenek işaretleyebilirsiniz)
□ Güvenilirlik □ Teknolojik gelişmişlik
□ Mükemmellik □ İyi yaşam göstergesi
□ Pahalılık □ Güzellik
□ Nitelik □ Sağlık
□ Amaca uygunluk □ Özgünlük
□ İsim/Marka □ Rahatlık/Konfor
□ Beklentilerin karşılanma düzeyi □ Diğer.......................
□ Yeterli düzeyde bilgilendirilme
□ Gereksinimlerin karşılanma düzeyi
16
10) Kalite konusundaki bilgilerinizi nereden edindiniz?
1) Kalite konusunda hiçbir yerden bilgi edinmedim
2) Ders/ders konusu olarak
3) Basılı medya araçlarından (gazete, dergi, kitap vb.)
4) Görsel-İşitsel medya araçlarından (radyo, televizyon, internet, sinema vb.)
5) Panel, seminer, konferans vb. toplantılardan
6) Diğer.....................................................
11) “Eğitimde kalite” kavramı sizce neyi/neleri ifade ediyor? (Birden çok seçenek
işaretleyebilirsiniz)
□ Bilimsel başarı
□ Üretkenlik
□ Nitelikli/donanımlı Mezunlar
□ Öğrencilerin beklentilerinin karşılanması
□ Etkili iletişim
□ Fiziksel koşulların yeterliliği
□ Öğretim elemanlarının niteliği
□ Memurların ve hizmetli personelinin niteliği
□ Eğitim hedeflerine ulaşılması
□ Kuramsal bilginin uygulamada kullanılabilirliği
□ Çağdaş/modern eğitim
□ Çalışanların işe bağlılığı
□ Eğitimin toplumsal ihtiyaçları karşılaması
□ Disiplinli eğitim
12) Eğitimde kalite sizce önemli mi?
1) Yanıtınız evet ise neden ..............................
2) Yanıtınız hayır ise neden .............................
13) Eğitimde kaliteyi etkileyen faktör/faktörler sizce nelerdir? (Birden çok seçenek
işaretleyebilirsiniz)
□ Fiziksel koşulların yeterliliği
□ Öğrencinin maddi olanakları
□ Öğrencilerin sorumluluk sahibi olması
□ Öğretim elemanlarının sorumluluk sahibi olması
□ Takım çalışması
□ Öğretim elemanlarının performansı
□ Öğrencinin performansı
□ Eğitimin süresi
□ Eğitim sistemi
□ Yöneticilerin katılımı/yaklaşımı
□ Bilimsel araştırmalara ayrılan kaynak ve teşvik
□ Toplumsal yapı ve toplumun eğitime bakış açısı
□ Eğitimde fırsat eşitliği
14) Eğitimde kaliteyi artırmak sizce kimlerin sorumluluğundadır?
15) Eğitimde kaliteyi artırmada öğrencinin rolü var mıdır?
1) Evet 2) Hayır
16) Yanıtınız evet ise, eğitimde kaliteyi artırmada öğrencinin rolü ne olmalıdır?
17) Eğitimde kalitenin iyileştirilmesi için önerileriniz nelerdir?
17
1.7. Verilerin Düzenlenmesi ve Analizi
Araştırma sonucu çeşitli yöntemlerle elde edilen verilerin bir anlam ifade edebilmesi,
bir hüküm bildirebilmesi için düzenlenmesi ve yorumlanması gerekir. Araştırmacının
derlediği verilerin sayısı az ise yorumlanması kolay olacaktır. Fakat araştırmalarda az sayıda
veri ile yetinmek genellemelere varmayı güçleştireceğinden araştırmanın geçerliliği
açısından daha çok verinin toplanması gerekir. Veri sayısı arttıkça da verilerin yorumlanması
güçleşecektir. Örneğin; bin kişiye uygulanan on soruluk bir anketin sonuçlarının belli bir
analiz yöntemi kullanmadan değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır. İşte bu amaçla
bilimsel araştırmalarda verilerin yorumlanmasını sağlayacak yöntemlere ihtiyaç duyulur. Bu
yöntemleri ise istatistik bilimi ele alır.

İstatistik; sayısal bilgileri toplama, analiz etme, anlamını açıklama, bilgilerin
güvenilirliğini yansız bir biçimde yorumlamayı ve ortaya çıkarmayı hedef edinen bir bilim
dalıdır.
Tanımdan da anlaşılacağı üzere bir verinin istatistik yöntemleriyle incelenebilmesi
için o verinin sayısal bir dille ifade edilmesi gerekir. Araştırmanın alanı ne olursa olsun
araştırmadan elde edilen verilere sayısal bir nitelik kazandırılabilir. Örneğin; bir sınıfta
öğrencilerin okuma alışkanlıklarını inceleyen bir araştırmada ilk bakışta sayısal verilerin yeri
yokmuş gibi görünebilir. Ama araştırmacının bir sonuca varabilmesi için verileri
sayısallaştırması gerekir. O halde önce öğrencilerin hangi kitapları okuduklarına dair bir soru
formu oluşturulur. Alınan bilgiler ışığında verilen kitap isimleri belli gruplara ayrılabilir.
Diyelim bu sınıfta otuz öğrenci olsun, öğrencilerin verdiği isimlere göre kitapları roman,
hikaye, tarih, fizik ve gökbilimi olmak üzere beş gruba ayırıp her gruba düşen kitap sayısı
belirlenir ve bu sayı yorumlanabilir. Araştırma sonucunda öğrencilerin en çok ilgi duydukları
okuma alanı sayısal olarak belirlenebilir.
Sayısallaştırılan bu veriler artık istatistik yöntemleriyle incelenip yorumlanabilir.
İstatistiki yorumlama için bilinmesi gereken temel kavramlar şunlardır:
Yığın: Veri birimlerinin oluşturduğu topluluktur.

Değişken: Sayılarla ifade edilen verilere değişken denir.
Değişken değer aralığı: Bir değişkenin alabileceği en küçük değer ile en büyük değer
arasındaki sayıların tümüne değer aralığı denir.
Bu kavramları bir örnekle anlamaya çalışalım. Örneğimiz; A okulundaki öğrencilerin
ortalama ne kadar harçlıkla okula geldiklerinin araştırılması olsun.
Bu örneğe göre:
Değişken; her bir öğrencinin cebindeki harçlık miktarıdır.
Yığın; tüm okul öğrencilerinin harçlıklarının tek tek oluşturduğu bütündür.
Değişken değer aralığı; en az harçlığı olan öğrenciyle harçlığı en çok olan öğrencinin
harçlıkları arasındaki değerlerdir.
Bu örnek bizi farklı bir probleme götürmektedir. Okulda 1000 öğrenci olsa her birinin
harçlığını değerlendirmek zor bir iş olacaktır. Bunun kolaylaştırılması için bu verilerin
düzenlenmesi gerekir.
Bu düzenleme iki şekilde yapılabilir.
Sıralı Dizi: Sayısal bilgilerin küçükten büyüğe ya da büyükten küçüğe doğru
sıralanmasıyla elde edilen dizidir.
Çokluk Bölünümü (Gruplandırma): Verilerin belli sayıda büyüklük sınıflarına göre
gruplara ayrılmasıdır. Böyle oluşturulan gruplara sınıf, her sınıftaki birim sayısına sınıf
çokluğu denir.
Yukarıda verilen örnekte öğrencilerin harçlık değerlerini en küçükten en büyüğe doğru
sıralayarak yazarsak bir sıralı dizi oluşturmuş oluruz.
Eğer öğrencilerin harçlıklarını onar liralık bölümlere ayırırsak çokluk bölümünü
halinde sınıflandırmış oluruz
19
Sıra nu Harçlık miktarları Öğrenci sayısı
1 0< x ≤10 900
2 10< x ≤ 20 50
3 20< x ≤30 20
4 30< x ≤ 40 15
5 40< x ≤ 50 5
6 50< x ≤ 60 4
7 60< x ≤ 70 2
8 70< x ≤ 80 1
9 80< x ≤90 2
10 90< x ≤…. 1
Yukarıda çokluk bölümünü on sınıfa ayırmış olduk 1.sütün sınıf sıra numaralarını 2.
sütun sınıf değerlerini, 3. sütun ise her sınıf değerinin kaç kez tekrarlandığını göstermektedir.
Bu sıralamada 10 numaralı sıraya dikkat edilmelidir. Bu tip sıralar açık uçlu sıralardır.
Yani bu gruptaki öğrencilerin harçlıkları 90 liraya eşit ya da 90 liradan büyüktür. Ne kadar
büyük olduğu ise önemsizdir. Bu gruptaki öğrenciler 90 lira harçlıklı da olabilir 150 lira ya
da daha farklı olabilir. Sıralar oluşturulurken her sıranın birbirinden ayrıldığı rakamsal
değerler net olmalıdır.
Yine aynı sıralamayı
Sıra nu Harçlık miktarları Öğrenci sayısı
1 0 - 10 900
2 10 - 20 50
3 20 - 30 20
4 30 - 40 15
5 40 - 50 5
6 50 - 60 4
7 60 - 70 2
8 70 - 80 1
9 80 - 90 2
10 90 - …. 1
1000
Şeklinde yapacak olursak sınıflardaki öğrenci sayıları birbirine karışır. Bu yüzden
ayrımlamalara özen gösterilmeli ve net ayrımlar yapılabilmelidir.
Şimdi yeni bir örnekte öğrendiklerimizi tekrar edelim.
50 öğrencinin babalarının yaşları şöyledir.
68 53 74 85 74 38 54 56 38 69
73 42 75 35 39 40 40 40 42 73
45 58 58 62 64 51 45 61 46 48
49 38 46 54 55 58 58 61 38 39
40 41 43 38 42 46 47 50 49 50
Herhangi bir düzenleme yapılmamış verilere yığın diyoruz. Yukarıdaki yığını
küçükten büyüğe doğru sıralarsak sıralı dizi elde ederiz.
35 38 38 38 38 38 39 39 40 40
40 40 41 42 42 42 43 45 45 46
46 46 47 48 49 49 50 50 51 53
54 54 55 56 58 58 58 58 61 61
62 64 68 69 73 73 74 74 74 85
Yukarıdaki sıralı diziye çokluk bölünümü uygulayıp gruplandırılmış bir dizi elde
edebiliriz.
Bunun için önce dağılım aralığını bulalım.
Dağılım aralığı= en büyük değişken – en küçük değişken
D.A = 85 – 35 = 50
Bu noktada bir sınıf sayısı kararlaştırmak gerekir. Sınıf sayısını araştırmanın niteliğine
göre dilediğimiz gibi belirleyebiliriz. Sınıf sayısını 5 olarak belirleyelim. Yani yukarıdaki
verileri beş sınıf oluşturacak şekilde düzenleyelim.
Sıra nu Yaşlar Kişi sayısı
1 35< x ≤ 45 17
2 45< x ≤ 55 15
3 55< x ≤ 65 10
4 65< x ≤ 75 6
5 75< x ≤ 85 2
Bu düzenlemeyi yaptıktan sonra aynı örneği kullanarak yeni istatistik bilgilerini
öğrenebiliriz.
Aritmetik Ortalama; verilerin ağırlıklı olarak bulunduğu, yoğunlaşmanın
gözlemlendiği merkez eğilim ölçüsüdür. Son derece yaygın olarak kullanıldığı için genelde
bilinen bir yöntemdir.
Aritmetik ortalama gruplanmış verilerde ve gruplanmamış verilerde farklı yöntemlerle
hesaplanır.
Gruplanmamış verilerde aritmetik ortalama; bütün verilerin sayısal değerlerinin
toplanarak veri sayısına bölümü ile bulunur.
35 38 38 38 38 38 39 39 40 40
40 40 41 42 42 42 43 45 45 46
46 46 47 48 49 49 50 50 51 53
54 54 55 56 58 58 58 58 61 61
62 64 68 69 73 73 74 74 74 85
Aritmetik ortalama (A.O.) = verilerin sayısal değerleri toplamı ÷ Toplam veri sayısı
A.O. = 2588 ÷ 50 =51,76 = 52 olarak bulunur
Gruplandırılmış verilerde ise ortalama hesaplanabilmesi için önce sınıf orta
değerlerinin bulunması gerekir. Sınıf orta değeri sınıf alt değeri ile sınıf üst değerinin
toplanıp ikiye bölünmesi ile bulunur.
Sıra nu Yaşlar Kişi sayısı
1 35< x ≤ 45 17
2 45< x ≤ 55 15
3 55< x ≤ 65 10
4 65< x ≤ 75 6
5 75< x ≤ 85 2
Birinci sıradaki sınıf alt değerimiz 35 üst değeri ise 45 tir.
Sınıf orta değeri ise 35 + 45 / 2 = 40 bulunur.
Örneğimizdeki tüm sınıf orta değerlerini bulalım.
Sıra nu Yaşlar Kişi sayısı
1 35 + 45 ÷ 2 = 40 17
2 45 + 55 ÷2 = 50 15
3 55 + 65 ÷ 2 = 60 10
4 65 + 75 ÷ 2 = 70 6
5 75 + 85 ÷2 = 80 2
Gruplanmış verilerde aritmetik ortalama sınıf orta değerleri ile o sınıfa ait veri
sayısının çarpımının toplam ver sayısına bölünmesi sonucunda bulunur.
A.O = (40 x 17) +( 50 x 15) + (60 x 10) +( 70 x 6) + (80 x 2)
50
A.O. = 680 + 750 + 600 + 420 + 160
50
A.O. = 2610 ÷ 50 = 52,2
Ortanca; medyan olarak da bilinen bu yöntem ortalama belirleme amacıyla kullanılan
bir istatistik kavramıdır. Hesaplanışı gruplanmış ve gruplanmamış verilerde farklıdır.
Gruplanmamış verilerde ortanca
Hesaplanması oldukça basittir. Yığın sıralı dizi haline getirilir. Gruptaki veri sayısı
ikiye bölünür. Elde edilen rakama karşılık gelen veri ortancayı verir.

Örneğimize bakalım;
35 38 38 38 38 38 39 39 40 40
40 40 41 42 42 42 43 45 45 46
46 46 47 48 49 49 50 50 51 53
54 54 55 56 58 58 58 58 61 61
62 64 68 69 73 73 74 74 74 85
Burada toplam 50 veri vardır. O halde 50 / 2 = 25 tir.
Sıralanmış dizideki 25. değer ( 49 ) bize ortancayı verir.
Toplam veri sayısının tek rakamlı bir sayı olması durumunda ise toplam veri sayısına
1 eklenip 2 ye bölünerek aynı işlem yapılır.
Gruplanmış verilerde ortanca
Gruplanmış verilerde ortancanın hesaplanmasında ilk yapılacak iş ortancanın hangi
sınıf içerisinde kaldığını tespit etmektir.
Ortancanın hangi sınıf içerisinde kaldığının tespiti gruplanmamış verilerde kullanılan
yöntemle yapılır. Veri sayısı toplamı çift sayıysa 2 ye bölünür. Tek sayıysa 1 eklenir 2 ye
bölünür.
Bizim örneğimizde veri sayısı çifttir.
O halde bu örnekte 50 / 2 = 25 bulunur. Bizim ortanca dediğimiz 25. verinin
bulunduğu sınıf aralığı içerisindedir. Yani ikinci sınıf aralığı içerisindedir.

Ortancanın hangi sınıf aralığında olduğunun kolayca görülebilmesi için sınıf
aralıklarına düşen veri sayısının toplamları da tabloya eklenmelidir.
Sıra nu Yaşlar Kişi
sayısı
Veri sayısı
toplamları
1 35< x ≤ 45 17 17
2 45< x ≤ 55 15 32
3 55< x ≤ 65 10 42
4 65< x ≤75 6 48
5 75< x ≤ 85 2 50
Bu tespitten sonra ortancayı bulmak için aşağıdaki bilgilere ihtiyaç vardır.
L = Ortanca Sınıfı Sınıf Alt Değeri
C = Ortanca Sınıfı Sınıf Aralığı
F = Ortanca Sınıfı Sınıf Çokluğu ( toplam veri sayısı)
N = Yığının Birim Sayısı
D = Ortanca Sınıfına Kadar Olan Toplam Birim Sayısı
Formülü ise şöyledir.
Or. = L + (c / f) x [ ( N / 2) – d]
değerleri yerlerine koyacak olursak.
Or. = 45 + (10 / 15) x [ (50 / 2) – 17]
Or. = 45 + (0.66) x [ 25 – 17]
Or. = 45 + (0.66) x 8
Or. = 45 + 5.28
Or. = 50.28 = 50 bulunur.

Tepe Noktası ( Mod )
Gruplanmamış dizilerde en çok tekrar edilen değerdir.
35 38 38 38 38 38 39 39 40 40
40 40 41 42 42 42 43 45 45 46
46 46 47 48 49 49 50 50 51 53
54 54 55 56 58 58 58 58 61 61
62 64 68 69 73 73 74 74 74 85
En çok tekrar edilen sayı 38 olduğundan dolayı mod 38 dir.
Gruplanmış serilerde tepe noktası varyans ve standart sapma hesapları kapsamlı
istatistik bilgi gerektirdiğinden burada yalnızca tanımları verilmekle yetinilecektir.
Varyans; birim değerlerin aritmetik ortalamadan ne ölçüde farklı olabileceğini ortaya
koyan bir dağılım ölçüsüdür.
Standart sapma; varyansın pozitif işaretli kareköküdür.

MEGEP-ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ modülü 2006
Güzel düşünen güzel görür.


Paylaşmak mutluluk verir.

  • Bölüm Sorumlusu
  • *****
  • İleti: 301
  • PUANIM: +29/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Gidiyorum gündüz gece...
    • Profili Görüntüle
  • Branş: Mobilya ve İç Mekan Tasarımı
2. RAPOR YAZMA
2.1. Araştırmanın Kısımları
Bilimsel araştırma çabasının son halkası yapılan araştırma sonucu elde edilen
bulguların bir rapor haline getirilmesidir. Bu aşama araştırma süreci içerisinde elde edilen
bilgilerin başkalarıyla paylaşılacak
düzeye getirilmesi ve bu amaçla uygun
biçimlendirmenin yapılabilmesini içerir.
Bu nedenle incelemelerin uygun şekilde
rapor haline getirilebilmesi için bir takım
ortak kurallar oluşturulmuştur. Yapılan
incelemenin başkaları tarafından
anlaşılabilmesi ve değerlendirilebilmesi
için araştırmaların belirlenen bu kurallara
uygun olarak raporlaştırılması gerekir.
Araştırma ne kadar iyi çalışılmış ne
kadar amaca uygun olursa olsun eğer
yazılırken başkalarının anlayacağı ve
kabulleneceği bir biçimde kaleme
alınmamışsa eksik kalmış demektir.
Çünkü araştırmaların bir amacı da bilgiyi
paylaşabilmektir. İyi yazılarak paylaşıma
sunulamayan bir araştırma amacını
tamamlayamamış demektir.
Araştırmalar neticesinde elde edilen bulguların paylaşımında anlaşılırlığı sağlamak amacıyla
genellikle kabul gören bazı kurallar oluşturulmuştur. Bunlara rapor yazma kuralları denir.

Bilimsel açıdan rapor yazılırken ilk yapılacak iş araştırmanın kısımlarını
oluşturmaktır. Raporlaştırılmış bir araştırma üç temel kısımdan oluşur. Bunlar; birinci kısım,
metin kısmı ve son kısımdır.
Raporun birinci kısmında aşağıdaki bölümler bulunur.
Yazım aşamasına gelmiş bir araştırmanın kurallara uygun olarak rapor haline
getirilebilmesi için yukarıda belirtilen her bölümde uyulması gereken temel noktaları
sırasıyla ele alalım.
Kapak sayfası
Hazırlanan bir raporun ilk sayfası kapak sayfasıdır. Genel olarak kapak sayfasında şu
bilgiler bulunur.
Raporun hazırlandığı kurumun adı.
Raporun adı.
Raporu hazırlayan kişi veya grubun adı.
Varsa raporu denetleyen kişi ya da gurup adı.
Raporun yazıldığı yer ve yıl.
Raporun
kısımları
Birinci kısım
- Kapak sayfası
- Özet
- Anahtar kelimeler
- Önsöz
- İçindekiler
- Kısaltmalar veya
simgeler.
Metin kısmı
- Giriş
- Bölümler
- Sonuç
Son kısım
- Ekler
- Kaynakça
- Dizin

Yukarıdaki bilgilerle oluşturulacak kapakta genelde kullanılan bir biçim ve
sıralama yöntemi şöyledir.
Hacettepe Üniversitesi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
LİSELERDE CUMHURİYET TARİHİ
DERS KİTAPLARI (1935 – 1990)
İSMAİL KOÇAK
YÜKSEK LİSANS TEZİ
ANKARA 2000
Özet
Araştırma hakkında genel bilgilerin, amacının, kullanılan yöntemlerin ve elde edilen
bulguların kısa ve genel bir biçimde tanıtıldığı bölümdür. Bu bölüm genelde uzun tutulmaz.
Özet bölümü yazılırken araştırmanın önemli noktaları ön plana çıkarılır. Okuyan kişi bu
bölüm sayesinde tüm rapor içerisinde neleri bulabileceğine dair genel fikirler edinir. Bazı
araştırmalara özetin yabancı dile çevrilmiş şeklide eklenir.
Anahtar Kelimeler
Bazı raporlar belli kuruluşlar ya da kütüphaneler tarafından saklanır. Bu raporların
içeriklerini görmek isteyen, çalışmaların temel konularını taramak isteyen kişi ya da
araştırmacıların aradıkları konularla ilgili çalışmalara ulaşmalarını kolaylaştırmak amacıyla
raporda kullanılan esas kavramlar anahtar kelimeler bölümüne yazılır.
Anahtar kelimeler. Raporların ilgilenenler tarafından kolayca bulunmasını sağlamak
amacıyla yazılır. Raporu yazan kişi kendi raporunda bulunabilecek temel konuları belirler ve
bunları anahtar kelimeler bölümüne yazar. Anahtar kelimeler genelde üç beş kelime
civarında oluşturulur.
Önsöz
Bu bölüm her rapor yazımında oluşturulması zorunlu bir bölüm değildir. Çalışmanın
hazırlanış ortamı karşılaşılan güçlükler çalışmada emeği geçen kişiler varsa eksik ya da
sınırlı kalan konular bu bölümde belirtilir. Çalışmanın oluşumunda katkısı olan kişi ya da
kuruluşlara bu bölümde teşekkür edilir.
İçindekiler
Rapor içeriğinin bir sıra dahilinde ve sayfa numaralarına göre yer aldığı konu
başlıkları ve alt başlıkların bir sıra ve düzen içerisinde gösterildiği kısımdır.
Kısaltmalar
Eğer yazar genellikle herkes tarafından bilinenlerin dışında kısaltmalar yapmışsa
bunları bir liste halinde araştırmanın ön kısmında gösterebilir. Kısaltmalar listesi alfabetik
sıraya göre oluşturulur. Yalnız unutulmaması gereken nokta, kısaltmalar listesi oluşturulmuş
olsa bile metin içersisinde kısaltmayla ifade edilen kelimeler ilk kez kullanıldıkları yerde
uzun şekliyle yazılır. Daha sonra kısaltılmış biçimi kullanılır.
Örneğin
A.g.e. : Adı geçen eser
A.g.m. : Adı geçen makale
AKM : Atatürk Kültür Merkezi
Bak. : Bakanlığı
bkz. : bakınız

Böl. : Bölümü
C. : Cilt
Haz. : Hazırlayan
İÜK. : İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi
s. : sayfa
S. : Sayı
Metin kısmı
Araştırmanın yer aldığı bölümdür. Raporda ifade edilecek bulgular bu bölümde
aktarılır. Metin kısmı girişle başlar ve sonuçla biter. Raporda açıklanmak istenen fikirler
bölüm ya da bölümler halinde sunulur.
Giriş; araştırmanın metin kısmının başlangıcıdır. Girişte araştırmanın çözümlemeye
çalıştığı soru ya da sorunlar açıklanır. Raporun hangi bölümlerden oluştuğu, bölümlerde
nelerin ele alındığı gibi konular girişte işlenir.
Bölümler; raporun ana gövdesidir. Raporu hazırlayan kişinin anlatmak, açıklamak,
ispatlamak istediği görüşlerini ifade ettiği metin kısmıdır. Bölümlerin içeriği ve sayısı
araştırmaya göre değişir. Her bölüm raporun vermek istediği ana düşünceyi desteklemelidir.
Bölümler bazen alt bölümlere de ayrılabilir. Bölümlendirmede rakam ya da harf gibi
semboller kullanılır. Bazı kısa çalışmalarda ise alt bölümler bulunmayabilir.
Sonuç; inceleme sayesinde elde edilen bulguların net bir şekilde anlatıldığı ya da varsa
hipotezlerin ispatlandığı kısımdır. Bu kısımda çözülen sorun ya da sorunlar, üretilen bilgiler,
geliştirilen yöntemler veya elde edilen faydalar kısa ve net bir biçimde dile getirilir.
Son kısım
Ekler; metinde verilmesi araştırmanın bütünlüğü ya da akıcılığı açısından sakıncalı
olan ama incelemeyi destekleyecek bulgular metin sonunda ek olarak konulabilir.
Eklerde uzun, ayrıntılı tablolar, anket formları, çizelgeler, belgeler, uzun alıntılar vb.
verilebilir.
Her ek ayrı bir sayfada ve numaralandırılarak verilir.
Kaynakça; araştırmanın oluşturulmasında yararlanılan tüm kaynakların sistemli bir
biçimde yazıldığı bölümdür.
Dizin; bazı raporlarda aranan konuların kolaylıkla bulunabilmesi için hazırlanan her
kelimenin yer aldığı sayfayı gösteren bir düzenlemedir.

2.2. Kaynak ve Dipnot Gösterme Kuralları
Rapor içerisinde kullanılan farklı kaynaklardan edinilen bilgilerin nereden alındığının
gösterilmesi gerekir. Raporda farklı bir kaynaktan alınan ve olduğu gibi kullanılan
cümlelerin ya da rapor hazırlayan kişinin faydalandığı düşüncelerin hangi kaynaklardan elde
edildiği gösterilmelidir.
Rapor yazarken kaynak gösterilmesi; savunulan görüşlerin doğruluğunu desteklemeyi,
araştırmacının kendi katkısının ne olduğunu belirtmeyi, sunulan bilgilerin denetimine imkân
vermeyi, yeni araştırmacılara yol göstermeyi mümkün kılar.
Rapor yazılırken kaynak gösterilmesi gereken bilgiler genellikle şunlardır;
- Genel bilgilerin dışında kalan ve başkaları tarafından ifade edilmiş görüşler
- Başka kaynaklardan edinilen fikir ya da düşünceler
- Tablo ya da çizelgenin alındığı kaynaklar
Kaynak gösterme metin içerisinde yapılabileceği gibi dipnotlarla da
gerçekleştirilebilir.
Kaynaklar metin içerisinde gösterilirken kullanılan kaynaktan aktarılan cümle ya da
cümlelerin sonunda parantez açılarak gösterilir.
Dipnotlu sistemden bahsetmeden önce şu açıklamanın yapılması faydalı olacaktır.
Dipnotlar yalnızca yararlanılan kaynakları göstermede kullanılmaz. Rapor hazırlayan kişi
bahsettiği konuda ayrıntılı bilgi, farklı görüş, hatırlatma vb. yapmak istediğinde de dipnot
kullanabilir. Metin içerisinde ilgili bölüme dipnot numarası vererek gerekli açıklamayı o
numaralı dipnotta yapabilir.
Dipnotlar raporlarda üç ayrı şekilde düzenlenebilir.
1.Sayfa sonunda; metin içerisine dipnot numarası konulur ve aynı sayfanın alt kısmına
yararlanılan kaynakla ilgili açıklamalar yazılır.
2. Bölüm sonuna; metin içerisinde verilen rakamlar bölüm sonunda dipnotlar olarak
toplanır ve bölüm sonlarında toplu olarak gösterilir. Eğer birden çok bölüm varsa her
bölümde dip not numaralandırılması tekrar birden başlatılarak verilir ve her bölümle ilgili
dipnotlar o bölümün sonuna yerleştirilir.
3. Rapor sonunda; Metin içerisinde kullanılan dipnotlar bir araya getirilir ve
araştırmanın sonunda ayrı bir bölüm olarak düzenlenir.

Bu üç yöntemden en uygunu sayfa sonuna dipnot düşülmesidir. Çünkü okuyucu
görmek istediği dipnotu, okumasını bozmadan kolayca görebilir.
Kaynak göstermede dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar
yararlanılan kaynağın türüne göre değişiklik gösterir. Bunları sırasıyla inceleyelim.
Kitaplar: Eğer kaynak olarak bir kitap gösterilecekse düzenleme şu şekilde yapılır.
Yazarın Adı ve Soyadı, Kitabın Adı, Yayınlandığı Şehir, Yayın Yılı, Sayfa numarası.
Örnek; Cemil Meriç, Bu Ülke, İstanbul, 1993, s. 45
Eğer bir kitabın birden çok yazarı varsa yazarların adları ve soyadları tek tek yazılır.
Diğer kısımlarda farklı bir uygulama yapılmaz.
Örnek; Serdar Keskin, Mahmut Biçer, Aksi Seda, Ankara, 2006, s. 46
Eğer bir kitabın birden çok sayfası ifade edilmek istenirse sayfa numaralarının arasına
( , ) ya da ( - ) işareti konur. ( - ) işareti konunun belirtilen sayfalarda başladığı ve bittiğini
gösterir. ( ,) ise konunun gösterilen ilk sayfada başladığını ve son sayfaya kadar aralarda
işlendiğini gösterir.
Örnek; Ömür Ceylan, Tasavvufi Şiir Şerhleri, İstanbul, 2000, s. 65,69
Hüseyin Ağca, Yazılı Anlatım, Ankara, 1999, s. 79-84
Bir kaynak dipnotlarda ilk kez kullanılıyorsa yukarıda bahsedilen şekilde yapılır. Aynı
kaynak rapor içerisinde birden çok kere gösterilecekse kısaltma yapılır.
Yazarın Soyadı, a.g.e., sayfa numarası
age; adı geçen eser demektir.
Örnek; Meriç, a.g.e., s. 83
Şeklinde kaynak gösterilirse, Cemil Meriç’in daha önceki dipnotta ayrıntılı gösterilen
eseri kastedilmiş olur.
Aynı soyadı taşıyan yazarların kitaplarını tekrar kaynak göstermek gerektiğinde
karışıklık olmasın diye yazar adları da belirtilir.
Rapor içerisinde aynı yazarın birkaç farklı kitabı kullanılmışsa açıklayıcı olması için
yazarın soyadından sonra kitabın adı yazılır.

Örnek; Meriç, Kırk Ambar, a.g.e., s.89
Örnek;Meriç, Mağaradakiler, a.g.e., s.99
Bu yöntemle kitabın yayın yeri ve yılını tekrar tekrar yazmak gerekmez.
Makaleler: Eğer kaynak olarak bir makale gösterilecekse şu düzen gerçekleştirilir.
Yazar Adı Soyadı, “Makalenin Adı”, Bulunduğu Kitabın Adı, Yayın Yeri, Yayın
Yılı, Sayfa numarası
Örnek; Mete Tunçay, “İlk ve Orta Öğretimde Tarih”, Felsefe Kurumu Seminerleri,
Ankara, 1977, s.276,277
Aynı makale birden çok yerde kaynak olarak gösterildiğinde kaynağın sonraki
gösterimi şu şekilde yapılır.
Yazarın Soyadı, a.g.m., s.276
a.g.m.; adı geçen makale demektir.
Kaynak gösterirken makalede uyulacak kuralların diğer ayrıntıları kitaplarla aynıdır.
Orada gösterilen değişiklikler makaleye uygulanır.
Ansiklopedi: Kaynak gösterilen eser bir ansiklopedi ise şu yekilde kaynak gösterilir.
Ansiklopedinin Adı, Cilt Numarası, Yayın yeri, Yayın Yılı, Sayfa Numaras4ı.
Örnek; Tanzimat’tan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi, 6.cilt, İstanbul, 1985, s.
1934
Dergi: Bir süreli yayın içerisinde bulunan bir makale dipnotta şöyle gösterilir.
Yazar Adı ve Soyadı, “ Makalenin Adı”, Derginin Adı, Cilt Numarası, Sayısı, Sayfa
Numarası.
Örnek; İlhan Akçay, “Yakutiye Medresesi”, Vakıflar Dergisi, Sayı 6, İstanbul, 1965,
s.146
2.3. Metin Aktarımları
Araştırma yazılarında bazen başka kişi veya kişilerin görüşlerine yer vermek gerekir.
Araştırmacı; fikirlerini desteklemek, araştırmasını zenginleştirmek için ya da benzeri
amaçlarla başka kaynaklardan alıntı yapabilir.
Bir araştırmada farklı kaynaklardan iki şekilde aktarım yapılabilir.
Doğrudan aktarma: Bir başka kaynakta yazılmış olan fikir veya düşüncelerin
cümlelerde hiçbir değişiklik yapmadan araştırma içerisinde kullanılmasıdır.

Bu tür kaynak aktarımlarında kullanılan cümleler ( “ )işareti arasına alınır, italik yazı
tipiyle yazılır ve cümlelerin bittiği yere dipnot numarası konularak cümlelerin alındığı
kaynak dipnotta gösterilir.
Doğrudan kaynak aktarımında bazen cümlelerin tamamına ihtiyaç duyulmaz ve
aktarılan metin içerisinden bazı cümleler çıkarılabilir. Bu durumda aktarılan metinden
çıkarılan cümlelerin olması gereken yere ( … ) işareti konularak gösterilir.
Dolaylı Aktarım: Başka kaynaktaki cümlelerin olduğu gibi değil sadece anlatmak
istediği düşüncelerin aktarımıyla gerçekleştirilir. Araştırmayı yapan kişi kaynak olarak
kullandığı metnin cümlelerini olduğu gibi almayıp yalnızca düşüncelerini ifade etmekle
yetinebilir. Aktarım yaparken kendi üslubunu kullanabilir.
Bu tür aktarımlarda ( “ ) işareti kullanılmaz. Cümleler italik olarak yazılmaz. Fakat
araştırmada düşüncelerin aktarıldığı bölüme yine dip not numarası konulur ve yararlanılan
kaynak orada gösterilir.
2.4. Tablo Şekil ve Grafikler
Bazı veri ve bilgilerin sözlü anlatımı karmaşık ve zordur. Özellikle rakamlara dayalı
verilerin sözlü anlatımla okuyucuya ulaştırılması büyük güçlüklere neden olabilir. Bu amaçla
araştırmalarda karmaşık durumların okuyucuya daha kolay aktarılması amacıyla tablo, şekil
ya da grafikler kullanılır.
Tablo: Bilgileri sistemli ve sıralı olarak gösterebilmek amacıyla düzenlenen
çizelgelerdir. Bir raporda tablo kullanılırsa tablo başlığı ve numarası mutlaka bulunmalıdır.
Eğer tablolar bir başka kaynaktan alınmışsa tablonun alındığı kaynak tablonun altında
gösterilmelidir.
Şekiller: Araştırmayı zenginleştirmek ve anlaşılmasını kolaylaştırmak amacıyla
kullanılan figür, grafik ya da resimlerdir.
Araştırmalarda bu amaçla kullanılan şekillerin altında şekil numarası ve açıklaması
verilir. Eğer şekiller başka kaynaklardan alınmışsa burada kaynak gösterilir.
2.5. Etkili Yazma ve Yazım Kuralları
Bir araştırmada elde edilen bulgular ne kadar çarpıcı olursa olsun kullanılan aktarım
şekli başarısızsa araştırma da başarısız olmuş demektir. Çünkü; raporlaştırmada amaç
bilgilerin en iyi şekilde okuyucuya aktarılmasıdır. Eğer okuyucu araştırma metninden
faydalanamıyorsa yapılan araştırma sadece araştırmacı için bir şeyler ifade edebilir. Okur
için bir anlam taşımaz. Bu nedenle araştırmaların aktarımında kullanılan dil ve yöntem son
derece önemlidir.
Araştırmalarda anlatımın açık ve kolay anlaşılır olması gerekir. Cümleler düzgün,
kurallı ve net olmalıdır. Kelime seçimlerine özen gösterilmeli, anlamı bilinmeyen

kelimelerin, özellikle yabancı kelimelerin kullanımından kaçınılmalıdır. Paragraflar
oluşturulurken paragraf içerisindeki düşünce bütünlüğüne özen gösterilmeli, her paragraf bir
ana fikri anlatacak şekilde düzenlenmelidir. Anlatımda kullanılan şahıs ve zamanlara dikkat
edilmelidir. Araştırma yazılarında genellikle üçüncü şahıs ve geniş zamanlı anlatımlar
kullanmaya özen gösterilmelidir.
Etkili bir metin, iyi bir anlatımın yanı sıra yazım kurallarına uyulmasını da gerektirir.
Bu amaçla aşağıda dikkat edilmesi gereken yazım kuralları kısaca açıklanmıştır.
2.5.1. De, Da Bağlacının Yazılışı
De, da bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı
olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi, gelini de.
UYARI: Ayrı yazılan de, da hiçbir zaman te, ta şeklinde yazılmaz.
UYARI: Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır.( ya da)
UYARI: da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme işareti ile ayırmak
yanlıştır. Bu bağlacı tamamen ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayşe’de geldi değil).
UYARI: Bulunma hâli eki olan –da, -de, -ta, -te’nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi
yoktur; bulunma hâli eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak,
ayakta durmak.

2.5.2. Ki Bağlacının Yazılışı
“Ki” bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki.
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.
Ancak “ki” bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü,
mademki, halbuki, meğerki, oysaki, sanki.
Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki?
Başbakan konuşacak mı ki?
-ki aitlik ekinin yazılışı
-ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, onunki, yoldaki.
Yalnız birkaç örnekte bu ek ünlü uyumlarına uyar: dünkü, öbürkü, seninki.
2.5.3. Mı, Mi, Mu, Mü Soru Ekinin Yazılışı
mı, mi, mu, mü soru eki gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki
kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar ve mı, mi, mu, mü biçimlerini alır:
Kaldı mı? Sen de mi Brutus? Olur mu? İnsanlık öldü mü?
Soru ekine birtakım ekler de getirilebilir. Bu ekler soru ekiyle bitişik yazılır: Verecek
misiniz? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün?
Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığı zaman da ayrı yazılır: Güzel mi güzel!
Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız.
2.6. Noktalama İşaretleri
Nokta (.)
1- Cümle sonlarında kullanılır. Belli bir duraklama yapılacağını gösterir.
2- Şiir, kitap, gazete, dergi, yazı başlıklarından sonra nokta kullanılmaz. Bölüm
başlıklarından sonra da kullanılmaz.

Büyük Nutuk, Gün Eksilmesin Penceremden, Giriş, V. Bölüm
Başlıklardan sonra satır başı yapılmamış, söze açıklamayla devam edilmişse nokta kullanılır.
3- Kurum ve kuruluş isimlerinden sonra nokta kullanılmaz.
4- Sık geçen kısaltmalarda nokta kullanılır. (Prof., Dr.) Ancak kimi kısaltmalarda nokta
kullanılmaz: TBMM, AET, NATO, TDK, cm, kg
5- Sıra bildirmek için sayılardan sonra konur. II. Mehmet III. Selim 5. Cadde XX. yüzyıl
6- Tarihleri yazmada gün, ay ve yılı ayırmak için aralarına konur. 1.3.1967. Tarihlerde ay
adları yazıyla olursa ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz. 23 Nisan 1920
7. Saat ve dakikaları ayırmak için kullanılır.
Okul saat 8.30'da başlar.
8- Kelimelerin bir veya birkaç harfi alınarak yapılan kısaltmalarda kullanılır. Psikol. sos. snt.
9- Sıra göstermek için satır başlarına konan harflerden ve sayılardan sonra kullanılır. a, b.
1.1. A. B.
10-Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur. 8.375.562,
27.870.197.
Virgül (,)
1-Yazıda arka arkaya gelen eş görevli kelimeler arasına konur. Ali, Mahmut ve Veli samimi
arkadaştırlar.
2- Eş görevli cümleler arasına konur. Hızla içeri girdi, çantasını aldı.
3- Cümle içindeki ara sözleri ayırmak için kullanılır. Bütün okullar, İstanbul Lisesi hariç,
eylül sonunda açılıyor.
4- Cümle içinde özel olarak vurgu yapılması gereken kelimeden sonra kullanılır. Böylece,
her istediğini almış oldu.

5- Sayılarda ondalık bölümleri ayırmak için kullanılır. 45,9 999,9 13,5 587,3
6- Çok uzun cümlelerde özneden sonra kullanılır.
7- Tekrarlanan kelimeler arasına konur. Akşam, yine akşam. A.Haşim. Ancak, ikilemelerde
kelimeler arasına virgül konmaz. Akşam akşam, bata çıka.
8- Hitap kelimelerinden sonra konur. Sayın Başkan, Sevgili kardeşim,
9- Ve, veya bağlaçlarından önce ve sonra virgül kullanılmaz.
10-Bir düşünceyi kabul veya kabul etmeme sözlerinden sonra kullanılır. Hayır, sizin gibi
düşünmüyorum. Evet, sizi dinliyorum.
11-Yazışmalarda yer isimlerini tarihlerden ayırmak için kullanılır.
Beşiktaş, 9 Aralık 1986, Ankara, 3 Mayıs 1960.
12-Ünlem grubu oluşturmak için cümlede ünlem gibi kullanılan kelimeden sonra konur,
ünlem ise cümle sonuna alınır.
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın!
13- Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur. 38, 6 19,5 0,25
14- Biyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur.
Noktalı virgül ( ; )
1- Şekil ve anlamca bağları bulunan cümleleri ayırmak için kullanılır.
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
2- Cümle içinde aynı değerde olup virgül ile ayrılmış türleri, grupları ayırmak için kullanılır.
Sınıfın öğrencilerinden Ali, Hasan ve Veli 3-A sınıfına;
Murat, Mehmet, Onur da 3-B sınıfına gönderildiler. Olan oldu, iş işten geçti; gelmese de
olur.

3- Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur.
İtalya, İngiltere, Fransa; Roma, Londra, Paris.
İki nokta ( : )
1- Bir cümlenin sonunda açıklama yapılacaksa, örnek verilecekse konur.
Başarmanız için bir tek şart vardır: Çalışmak. İnce sesli harflerimiz şunlardır: e, i, ü, ö.
2- İki noktadan sonra gelen açıklama bağımsız bir cümle ile başlıyorsa, cümlenin ilk
kelimesi büyük yazılır. Annesi merak ederek sordu: Bu çalışmadan kırık mı aldın?
3- İki nokta işaretinden sonra örnekler sıralanacaksa ilk kelimenin birinci harfi küçük yazılır.
Sınıfın hali şöyleydi: kırık iki masa, yerde sandalyeler.
Üç nokta (...)
1- Bir sebeple bitirilmemiş cümlelerin sonuna konur. Burada kırlar o kadar güzel ki...
2- Açıkça yazılması istenmeyen kişi ve yer adları yerine kullanılır. Onun A... geldiğini kimse
bilmiyordu.
3- Kaba sayılan, yazılması istenmeyen sözlerin yerine konur. Yaptığı... kötülüğünü sonradan
anladım diyordu.
4- Bir konuda birtakım örnekler verilirken başkalarının da bulunduğunu belirtmek için
kullanılır. Bu gezide her öğrenci bir yemek getirmişti: köfte, dolma, helva...
5- Alıntılarda; başta ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur.
...Türkçenin çekilmediği yerler vatandır, ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar... Yahya
Kemal
Soru işareti (?)
1- Soru bildiren cümlelerin sonuna konur. Nereden geliyorsunuz?'
2- Soru bildiren kelimelerden sonra da konur. Kimsin? Parola nedir? '
3- İçinde soru eki olduğu halde soru anlamı vermeyen cümlelerde bu işaret kullanılmaz.
Buradan bir çıktım mı doğru sendeyim. Buldum mu kaçırmam.
4- Bazı kelimeler ve cümlelerde soru bildiren kelime olmadığı halde soru anlamı vardır. O
zaman kullanılır. Adınız? Doğduğunuz yer?
5- Bir söze inanılmadığını, sözün şüphe ile karşılandığını bildirmek için sözden sonra veya
cümle sonunda soru işareti parantez içinde konur.
Öğrenci çok çalıştığını(?) söylüyordu. Çok yoruldum de-' di(?).
6- Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır. Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum
yeri: ?)
Ünlem işareti (!)
1-Sevinç, acı, korku, hayret, nefret, bunalma duygularını anlatan cümlelerin sonuna konur.
Ne mutlu Türküm diyene! - Atatürk. Hey, baksanıza! Dur yolcu! Aferin! Alçak! Zalim! Öf!
Çok karışmasana be!
2- Ünlem niteliğinde yapılan seslenmelerden sonra da ünlem işareti konur.
Arkadaş! Simitçi!
3- Söylevlerde kullanılır.
Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!
4- Ünlem işareti parantez içinde bir kelimeden veya cümleden sonra kullanılırsa,
küçümseme, alay, dikkat çekme anlamı verir.
Gençliğinde büyük bir atıcı olduğunu söyledi (!). Fizik sınavının birincisi (!) olduğunu
söylüyordu.
Çizgi (-)
1- Konuşmaları göstermek için kullanılır.
- Kimsin?
- Parola nedir?
2- Karşılıklı konuşma şeklinde olmayan sözler de konuşma cizgisi ile verilebilir.
Öğretmeninin yanına sokuldu.
- Bana izin veriniz gideceğim, dedi.
Birleştirme Çizgisi (-)
1- Satır sonuna sığmayan kelimeleri birleştirmek için kullanılır.
(Sana dar gelmeyecek mak-beri kimler kazsın. M. Akif)
2- Cümle içinde ara sözleri belli etmek için kullanılır.
Bunu anlatmamdaki maksat -açıklamak gereksiz ya- sizi uyarmaktır.
3- Eski Arapça ve Farsça sözlerde kök ve ekleri ayırmak için kullanılır.
Kelam-ı kibar Servet-i Fünün, Cemiyet-i Akvam, Ateş-perest
4- Kelimeler arasında "-den... a, ve, ile, arasında" anlamları-nı vermek üzere kullanılır. Türk-
Alman işbirliği, Türkçe-ingilizce sözlük
5- İki veya daha fazla özel kişi ve yer adı arasına konur. (İstanbul-Ankara yolu, Koç-Sabancı
anlaşmazlığı)
Tırnak işareti (" ")
1-Bir yazıda başkasından söz alınıp kullanılacaksa olduğu gibi aktarılan başkasının sözünün
başına ve sonuna konur.
Atatürk, "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözünü bizzat söylemiştir.
2- Söylendiği şekilde yazıya aktarılmayan kişilerin sözleri tırnak içine alınmaz.
Atatürk Türk olmanın mutluluğunu belirtmiştir.
3- Cümle içinde özellikle belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır.
Çok kullandığımız "bay" kelimesi aslında zengin demektir.
4- Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem) tırnak içinde
kalır. "İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!" diyorlar.
Yahya Kemal Beyatlı
5- Parça içinde geçen edebî eser isimleri, bilimsel yayınların isimleri de özellikle birkaç
kelimeden oluşuyorlarsa tırnak içinde gösterilir.
"Çalıkuşu" "Babanız Atatürk" "Otuz Beş Yaş"
Parantez ( )
1- Cümle içinde açıklayıcı bilgiler verilecekse kullanılır.
O kitabın çıkış tarihinde (1968) sen okuma yazma bilmiyordun.
2- Cümle içinde kullanılan ara sözlerin veya cümlelerin başına sonuna konur. Bugünkü
medeniyet yolunda ilerleyişimiz (Daha önceki Müslüman Türk medeniyetleri düşünülürse)
pek de büyük bir ilerleme olmasa gerek.
Kesme işareti (')
1- Özel isimlere getirilen ekleri ayırmak için kullanılır. Ali'den, Asya'da, Atatürk'üm, Türk'e,
Venüs'ü
Ancak kurum ve kuruluş adlarından sonra kesme işareti kullanılmaz.
Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumuna.
Ayrıca kişi adlarından sonra kullanılan unvanlara gelen ekler de ayrılmaz.
Sevinç Hanıma, Ender Beyden, Ali Efendinin.
2- Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için kullanılır. TBMM'nin ABD'nin
3- Sayılardan sonra getirilen ekleri ayırmak için kullanılır. Cumhuriyet 1923'te ilan edildi.
4- Bir harf veya ekten sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılır.
5- Metre (m), litre (l), kilometre (km) şeklindeki kısaltmalardan sonra kesme işareti
kullanılır.
Ankara-İstanbul yolunun 300 km'lik kısmının yapımı bitmişti.
6- Basım sırasında bazı harfler değişik şekilde dizilse bile (italik, çok belirgin siyah) kesme
işareti yine de kullanılır. Faruk Nafiz'in Han Duvarları'nı okudunuz mu?
7- Gazete ve dergi başlıklarına ek getirilmişse kesme işareti ile ayrılır.
Anayasa'yı, Resmi Gazete'de
8- Özel isimlerden türetilmiş kelimelerde (isim, mastar şeklinde fiil ve sıfatlarda) kesme
işareti kullanılmaz.
Türklük, Türkleşmek, Türkçülük, İstanbullu, Ankaralı,
Araplaşmak, Romalı, Londralı, Parisli, Türkçenin, Hıristiyanlığın, Aydınlıdan.
9- Yabancı özel adların sonundaki çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır.
Bordo'lu
2.7. Bitişik Yazılması Gereken Kelimeler
1- Birleşen iki kelimede anlam kaymasına uğrayanlar: Hanımeli (bir bitki), kadıngöbeği (bir
tatlı), devetabanı (bir bitki), aslanağzı (bir çiçek).
2- Bileşik kelimelerin bir kısmında sesli harf düşmesi meydana gelmiş olanlar: Pazartesi
(pazar ertesi), kaynana (kayın ana), niçin (ne için).
3-Pekiştirilmiş sıfatlar. Sapsarı, sipsivri, dümdüz.
4-Yapı bakımından tam olarak birleşmiş, bileşik kelime halini almış bazı kelime ve
deyimler. Zıpçıktı, çıtkırıldım, dedikodu, gecekondu, külbastı.
5- Farsçadan alınan (hane) kelimesi ile yapılan birleşik kelimeler. Kahvehane, çayhane,
yatakhane.
6- Dilimizde bulunan bazı kelimeler, etmek, eylemek, olmak yardımcı fiilleri ile birleşirken
ses fazlalaşması (Kelimeler yabancıdır, asıllarına benzer duruma gelir) meydana gelir:
Affetmek, halletmek, hissetmek.
7- Dilimize yabancı dillerden girmiş, bugün çok kullandığımız bazı kelimeler etmek,
eylemek, olmak yardımcı fiilleri ile birleşirken ikinci hecedeki sesli harflerini düşürür
(Asılları gibi olurlar). Emir - emretmek, nakil- nakletmek, şükür o şükretmek, sabır -
sabretmek.
8- (a-e-ı-i-u-ü) ekleri kullanılarak yapılmış bileşik fiiller. Uyuyakalmak, bakakalmak,
yapabilmek, yazıvermek, öle-yazmak.

9- İki veya daha çok kelimeden meydana gelmiş Türkçe yer adları (İI, şehir, köy).
Çanakkale, Eskişehir, Pınarbaşı
10- İki veya daha çok kelimeden meydana gelmiş mahalle ve semt adları. Çengelköy,
Beşiktaş, Yenimahalle, Sarıyer.
11- Dağ, tepe, akarsu, göl, deniz adları: Uludağ, Kızıldeniz, Karasu, Acıgöl, Aksu.
2.8. Ayrı Yazılması Gereken Kelimeler
1-Sıfatlarda derece göstermeye yarayan (en, daha) gibi zarflar: En güzel, daha iyi, en fazla,
daha soğuk vb.
2- İkilemeler, (İkilemeler dilimizde çok geniş yer tutar.): Düşe kalka, gide gide, eski püskü,
şıpır şıpır, kem küm, allak bullak.
3- İkilemelerden bazıları bugün kullanılmayan kelimelerden meydana gelir. Anlamsız gibi
görünen bu kelimelerin zamanında anlamlı birer kelime olduğu bilinmektedir. Bunlar da
diğer ikilemeler gibi yazılır. Ev bark, soy sop.
4- (m) ile yapılmış ikilemeler: Dolap molap, kapı mapı, kitap mitap.
5- İsim hal ekleri ile yapılan ikilemeler: iç içe, göz göze, elden ele, yıldan yıla, yan yana.
6- İyelik eki almış ikilemeler: Boşu boşuna, günü gününe.
7- İsimleri tekrarlamak şeklinde yapılan ikilemeler: Akın akın, kucak kucak, takım takım.
8- Sıfatların tekrarlanması ile yapılan ikilemeler: Tatlı tatlı, diri diri, ağır ağır, güzel güzel.
9- Kökü yabancı olup (be) getirilerek söylenen ikilemeler: Öz be öz, ay be ay.
10-Deyimler (Dilimizde çok sık kullanılmaktadır): Yuvasını yapmak, devede kulak, ununu
elemiş eleğini asmış, çalım satmak.
11- (Ev, yurt) kelimeleri ile kurulan bileşik kelimeler. Radyo evi, sağlık yurdu, öğrenci
yurdu, aş evi.
12- Ardı sıra, peşi sıra, önü sıra, yanı sıra gibi sözler.
13- İki kelimeyi birleştirip bir bileşik kelime yapıldığında her iki kelime de eski anlamını
koruyorsa. Arnavut kaldırımı deniz yolu, Tatar böreği, kuru soğan, tahin helvası, tulum
peyniri, çam fıstığı, badem şekeri, bağ bozumu.
14- İsim soylu bir kelime ile etmek, eylemek, olmak yardımcı fiilleri ile yapılan bileşik
fiiller. Yarış etmek, borç etmek, gelin olmak, sağ olmak, el etmek,,
15- Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Aşağı, Orta, Yukarı, Küçük,
Büyük,: Eski, Yeni, iç ve benzeri, kelimeler. Doğu Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu,
Kuzey Amerika, Kuzeydoğu Anadolu, Uzak Doğu, İç Anadolu, Küçük Çekmece, Büyük
Çamlıca, Büyük Menderes.



MEGEP-ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ modülü 2006

Güzel düşünen güzel görür.


Paylaşmak mutluluk verir.

:Mesleklisesi.net | Meslek Liseliler | Meslek Lisesi Bölümleri | Meslek Öğretmenleri | Teknik Öğretmen |:



Aşağıdaki benzer konular da ilginizi çekebilir.

Lütfen sayfanın altlarına doğru listelenen başlıkları da inceleyiniz

Ya da yukarıdan site içi arama yapabilirsiniz





 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Not: Bu konu bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.
Kullanıcı Adı: E-Posta:
Doğrulama:
Aşağıdaki kutucuğa Türkiye'nin başkentinin adını küçük harflerle yazınız.:

Konusuna Ait Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
17 Yanıt
44768 Gösterim
Son İleti 06 Kasım 2012, 23:08:09
Gönderen: makta
1 Yanıt
7931 Gösterim
Son İleti 22 Eylül 2011, 19:50:09
Gönderen: diar
5 Yanıt
9075 Gösterim
Son İleti 13 Mayıs 2012, 16:53:02
Gönderen: hydrop
22 Yanıt
41172 Gösterim
Son İleti 22 Eylül 2013, 20:16:45
Gönderen: nazmi6767
1 Yanıt
5239 Gösterim
Son İleti 16 Eylül 2014, 18:09:46
Gönderen: egunduz
2 Yanıt
10637 Gösterim
Son İleti 24 Eylül 2012, 21:35:21
Gönderen: bozkirayazi
3 Yanıt
11052 Gösterim
Son İleti 02 Aralık 2012, 22:11:13
Gönderen: makta
11 Yanıt
17075 Gösterim
Son İleti 18 Eylül 2013, 22:15:09
Gönderen: rasengan
0 Yanıt
2134 Gösterim
Son İleti 23 Kasım 2013, 10:32:49
Gönderen: sinem98
3 Yanıt
4632 Gösterim
Son İleti 18 Ocak 2014, 00:56:45
Gönderen: muratozere



Destekleyenler
Asp İndir

SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal